Çocuklara Karşı Yapılan Hatalı Davranışlar

çocuklara karşı yapılan hatalı davranışlar
çocuklara karşı yapılan hatalı davranışlar

Çocuklar varlığını hissetliğimiz o ilk andan itibaren, bizlerin ancak yaşayarak öğrenebileceği, tarifsiz duygular yaşatan en nadide varlıklarımızdır. Gerek varoluş sürecinde, gerekse dünyaya gözlerini açtıkları ilk andan itibaren üzerine titrer, gözümüzden dahi sakınırız. Onları hayata hazırlama sürecinde; gerek bireysel, gerekse toplum içinde davranış ve tutumlarıyla mükemmel bir birey olabilmeleri için didinir dururuz.

Elbette bu süreç sanıldığı kadar kolay olmuyor. Ebeveynler olarak bizlerin çocuğun gelişim sürecinde, onlara karşı sergileyeceğimiz tutum ve davranışlar elbette çok önem kazanmakta. Ancak mükemmelliyetçilik duygusu, aşırı korumacılık, modern hayatın getirileri veya ninelerimizden dedelerimizden gördüğümüz klasikleşmiş yetiştirme biçimleri bizleri ikilemde bırakarak öyle paranoyak hallere sokuyor ki, nasıl davranmamız gerektiği konusunda kafamız karışıyor ve bir çıkış yolu arayıp duruyoruz. Bunların sonucunda da çocuklara karşı yapılan hatalı davranışlar sergiliyoruz.

Her ebeveyin çocuğunun, ileriki yaşamlarında sorumluluk almasını, mutlu ve başarılı olmasını, kendine güvenen çocuk olmasını ister. Bu isteğimizi gerçekleştirme yolunda bazen istemeden de olsa olumsuz serzenişlerde bulunuruz. Örneğin; çocuğum sözümü hiç dinlemiyor fakat bir başkası varken çok uslu, çok inatçı,  ne yaparsam yapayım düzelmiyor, söylediklerimin hep aksini yapıyor gibi.

Sizlere de bu tür şikâyetler yaşıyorsanız, çocuğumuza karşı tutumumuzu tekrar bir gözden geçirmeli, hatta bir an önce değiştirmelisiniz.

Çocuklara Karşı Yapılan Hatalı Davranışlar

Nerdeyse birçok ebeveynin çocuklara karşı hatalı yaptığı en sık davranışların başında aşırı otoriter davranış tutumu gelir.  Yani sürekli çocuğun yaptığı yanlışlara vurgu yapma ve yapılan her yanlışta ceza uygulamaktır. Oysa bu tür bir tutum içinde yetişen çocukta, ilerleyen yaşamında güven duygusu oluşamaz ve pasif bir kişilik eğilimine yönelme ihtimali artar.

Otoriter tutumun tam tersi olduğu aşırı hoşgörülü davranış halleri de vardır. Aşırı hoşgörünün olduğu hallerde ise anne ve babalar çocuğa sınırsız bir davranış serbestliği tanır. Bilhassa hane içindeki kurallar, çocuk için oldukça esnektir. Herhangi bir olumsuz durumda bile anne babalar ‘ o kadardan bir şey olmaz’ mantığı ile çocuğa ikaz gereksinimini hissetmezler. Bu davranış kalıbı ile yetişen çocuk, ilerleyen dönemlerde kendini benmerkezci konumuna koyar ve anne babaya hükmetmeye çalışır. Toplum içinde ise uygun olmayan davranışlar sergileme eğilimine yatkındır.

Bir diğer davranış modeli aşırı korumacılıktır. Anne ve babanın çocuğa karşı aşırı koruyucu davranışı, çocukta sorumluluk bilincinin körelmesine sebep olur. Yaşına uygun şekilde karşılayabileceği ihtiyaçlarının anne ve babası tarafından sürekli olarak gideriliyor olması, çocukta değersizlik hissi ‘ben bir şey başaramam, beceremiyorum’ düşüncesini oluşturur. Bu tutum çocukta çekingenlik, güvensizlik, içe dönük olma ve sorumluluk almaktan kaçınan bir kişilik oluşumuna zemin hazırlar.

Bir diğer tutum ise kararsız aile davranışıdır. Kararsız aile davranışında, çocuğun yaptığı davranışa karşı, aile bireylerinin tutumunun, belirsizlik oluşmasıdır. Çocuğun sergilediği bir davranışa karşı anne tepkisiz kalma veya ödül yoluna giderken,  aynı davranış için baba, ceza yönteminin uygun olduğunu savunabilir. Ebeveynlerin davranış karşısında kararsız oluşu, ortak bir paydada bulunamayışları çocuğun ne zaman, nerede, nasıl davranacağını bilememsine ve ikilemde kalmasına yol açmaktadır.

Başka bir hatalı davranış modeli de Mükemmeliyetçi aile davranışıdır. Mükemmeliyetçi davranışta, çocuğun kapasitesi göz önüne bulundurulmaksızın, çocuktan her şeyin en iyisini yapması beklenir ve istenir. Bu davranışın sonucu, çocukta hata yapmaktan korkma ve başarısızlık kaygısı olarak kendini gösterir.

İyi olması için çabaladığımız ancak bilinçsizce sergilediğimiz tüm bu hatalı davranışlar aslında çocuğun gelişim sürecinde olumsuz etkiye sebebiyet verir.

Aile içi her birey ve çocuğun etkileşimde olduğu farklı bireyler çocuk için bir rol model oluşturabilir.  Örneğin, , karşı komşumuz, öğretmeni, izlediği çizgi film deki bir süper kahraman dahi olsa istediği, beğendiği, komik bulduğu bir davranışı rol model alır ve taklit yapabilir.

Peki, öyleyse çocuğa nasıl yaklaşmalı, ona karşı nasıl bir tutum sergilemek doğru olur? Çocuklara nasıl davranılmalı?

çocuklara nasıl davranılmalı
çocuklara nasıl davranılmalı

Çocuklara Nasıl Davranılmalı

Çocuğun gelişim sürecinde ebeveynlerin çocuğu karşı güven verici halleri ve onu destekleyen bir tutum içinde olması, en sağlıklı davranış biçimidir.  Öncelikle çocuğun kazanımını istediği davranış aile bireyleri tarafından sergilenmelidir. Çocuğun ailesinden veya dışarıdan örnek aldığı durumlar farklı hallerde dahi olsa ebeveynler tarafından kabul görmelidir. Aile içinde bireylerin birbirine karşı davranışları, nelere dikkat edileceği, sorumlulukları çocuklara sevgi, hoşgörü ve net bir ifade ile anlatılmalıdır. Örneğin birbirine karşı kötü söz kullanmamak, kişisel eşyaları izinsiz almamak gibi durumlar yaşına uygun açıklayıcı bir dille anlatmaktır. Aile içinde çocuğa söz hakkı verilmeli, onunda fikirlerinin önemli olduğu belirtilmelidir. Davranışlarımızda, çocuğa karşı tutarlı bir davranış sergilenmelidir. Böyle bir ortamda yetişen çocukta kendine olan güven duygusu artar, sorumluluk bilinci oluşur ve sosyal ortamlarda kendini daha net ifade eder hale gelir.

Ebeveynlerin çocukların gelişimi süresinde onların aynası olduğunu unutmamalarıdır. Çocuğunuza söylediğiniz cümleleriniz, davranışlarınız ile desteklenmiyor ise çocuktan uygulamasını beklemeyin. Çünkü bizler onların küçücük dünyalarında rol aldığı kahramanlar olduğumuzu unutmayalım! Atalarımızın da dediği gibi ‘Üzüm üzüme baka baka kararır’.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir