Çocuklarda Cinsel Kimlik Arayışı

çocuklarda cinsel kimlik arayışı
çocuklarda cinsel kimlik arayışı

Çocuklarda Cinsel Kimlik Arayışı

Çocuklarda cinsel kimlik gelişimi, çocuğun kendi cinsiyetini zamanla fark etmesi, cinsiyetlere özgü olan cinsel farklılıkları algılaması ve kendini bu anlayışa göre konumlandırması gibi süreçlerden geçmektedir.

Cinsel kimlik, bir çocuğun dogmatik biyolojik özellikleriyle ve ebeveyniyle ilişkisi içinde bulunduğu sosyal toplumla karşılaşmasıyla gelişim göstermektedir. Yapılan araştırmalar, cinsiyet farkındalığının çocuğun doğumunun ilk yılının ikinci yarısından itibaren başladığını ortaya çıkarmaktadır. İki yaşında ise çıplak bir oğlan ya da kız oyuncak gösterildiğinde ise kendisinin hangisine benzediğini söyleyebilmektedir. Çocuklar, cinsiyet anlayışının anatomiye dayandığını yalnızca 6-7 yaşlarında net olarak anlayabilmektedirler.

Genelde, küçük yaştaki kız çocuklarının penislerinin olduğunu düşündükleri gibi, oğlan çocuklarının ise bebeklerinin ve memesinin olmasını istemeleri de gözlemlenebilir. Çocuklar için bedenlerinin gerçeklerini anlamaları ve fark etmeleri kayıp duygusunu getirmektedir. Aslında bu süreçte kız çocuğu babam gibi değilim derken oğlan çocuğu da annem gibi olamayacağım ya da değilim gerçeğini kabullenmektedir.

Cinsel kimlik arayışı içinde büyüyen çocuklardaki bu süreçte sağlıklı bir yol için anne babaların tutumları önemli bir rol oynamaktadır. Baba ile anne arasındaki ilişkinin sağlıklı olması, çocuklara yeterli ve kaliteli zaman ayrılması çok önemlidir. Babaya olan duygusal yatırım, babayı temsil eden ev dışı aktivitelere (eğitim, spor vb.) daha ilerde de başka bir erkeği sevebilmeye doğru kız çocuğunu dönüştürebilir. Erkek çocuk ise babası gibi olma arzusu ile kendisine benzeşim yapmaya, özdeşleşerek kendisinin de ileride babası gibi bir iş sahibi ve aile babası kimliklerine sahip olacağına dair inançlarını geliştirebilir.

Cinsel kimlik gelişimi ergenlik döneminde bir tür değişim sürecinden geçer. Çocukluk dönemindeki sorunların yeniden gün yüzüne çıktığı bu dönemde ergenin bedensel ve hormonal değişimleri, cinsel organlarındaki gelişim tasarımda var olanın gerçekleşebilmesini sağlar. Ergen bu dönemde kendi yaşıtlarıyla zaman geçirirken duygusal yatırımlarına cinsel hazla birlikte cinsel dürtülerin yoğunlaşması farklı ilişki deneyimlerinin yaşanabilmesini tetiklemektedir. Cinsel hazzın bir partnerle yaşandığı bu ilk adım deneyimler, kendi bedenini tanımasına ve benzerliklerle farklıları gözlemleyebilmesine imkan tanımaktadır.

Erken dönemde cinsel kimlik karmaşası yaşayabilen çocukların bazılarının ısrarcı ve isyancı olduğu da gözlemlenebilir. Kendi biyolojik cinsel organlarını reddeden, karşı cinsin giysilerini ve oyuncaklarını tercih eden, karşı cinse ait olan tutum ve davranışlar gösteren çocuklar da bulunmaktadır; ancak bu sürecin kalıcı oluşu yetişkinlikte veya ergenlikte meydana gelen aktif cinsel yaşama geçildiğinde belirginleşmektedir.

Yetişkinliğe kadar çocuğu ve ergeni anne baba gözünde küçük olarak görmenin yanında çocuğun ruhsallığındaki bireyselliğin oluşması gerçekleşmektedir. Çocuk bu gelişimi adım adım gerçekleştirir. Memeden kesilme, yürümeye başlama ve tuvalet eğitim alma gibi geçişlerin nasıl olacağı yetişkinlerle ilişkilidir. Cinsel tercihleri konusunda kararlı ve ısrarcı olan bir çocuk veya ergen için ailedeki yetişkinlerin kendisinden daha çok söz söylemeleri, müdahale etmeleri oldukça sancılı bir süreç yaratır; çünkü bu onun aslında ruhsal olarak birey olamamasını da doğurmaktadır. Anne babanın bu süreçte psikolojik bir destek almaları iyi bir seçim olabilir.

Cinsel kimlik konusunda kararsızlık yaşayan çocuğun kendi cinsiyetinden olan akranları tarafından dışlanması olasıdır. Bu durumun, yetişkinlikte travmatik bir etkisi olduğu araştırmalarda ortaya çıkmaktadır. Okul ortamında ve öğretmenlerin destekleyici tavrı önemli olurken psikolojik travmayı hafifletmekte gereklidir. Öğretmenler de tıpkı ebeveynler gibi çocuğun cinsel kimliğine özen ve saygı göstererek ödüllendirici veya cezalandırıcı bir tutum sergilemeden onu korumalıdır. Cinsellik gibi kişiye has olan mahrem bir konuda başkasının söz sahibi olması çocuğun bireyselleşme sürecinde bir anlamda sahte bir yapılanmayı gündeme getirmektedir. Bu sebeple çocuğun istek ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak ve anlamak en yararlı olandır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir