Tüp Mide Ameliyatı, Sonrası, Riskleri, Olanların Yorumları

tüp mide ameliyatı, sonrası, riskleri, olanların yorumları
tüp mide ameliyatı, sonrası, riskleri, olanların yorumları

Mide bypass’ı ve tüp mide ameliyatı modern obezite cerrahisini oluşturmaktadır ve günümüzde sık tercih edilen yöntemlerdir. Bu yöntemlerin ülkemizde tanınmasının öncülüğünü yapan ve bu alanda genç cerrahların yetiştirilmesine eğitmen olarak katkıda bulunan Prof. Dr. Koray Tekin tüp mide ameliyatı ile ilgili aşağıdaki bilgilendirici makaleyi bizimle paylaştı. Bu bilgilendirici makale için kendisine teşekkür ederiz.

Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı, midenin büyük bir bölümünün cerrahi operasyonla alınması şeklinde yapılır. Bu ameliyatlar karın duvarı kesilmeksizin, özel aletlerle açılan küçük deliklerden girilerek yapılan, yani laparoskopik ameliyatlardır. Böylelikle vücut çok fazla strese maruz kalmaz ve mide küçültme ameliyatı sonrası iyileşerek günlük hayata dönüş süreci oldukça hızlı olur.

Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Yapılır

Mide bypass ameliyatı: 2012 yılına kadar Amerika’da en çok tercih edilen yöntemdir. Ancak tüp mide ameliyatının yaygınlaşmasıyla ikinci sırada tercih edilmeye başlanmıştır. Mide bypass ameliyatında mide yemek borusu girişinin hemen altından ikiye bölünür, küçük mide poşu oluşturulur. Mide bypass ameliyatında tüp mide ameliyatında olduğu gibi midenin herhangi bir bölümü alınmaz. İnce bağırsak oluşturulan yeni küçük mideye bağlanarak; gıdaların ince bağırsağın ilk kısmını ve büyük mideyi bypass etmesi sağlanır. Böylelikle daha az yemekle doyma ve yenilen gıdaların daha az emilmesi hedeflenir.

Bu yöntemi ilk sırada tercih etmeyişimizin temel nedeni hem bağırsağın hem de midenin ameliyatta birlikte kullanılmasıdır. Bütün obezite cerrahisi geçiren hastaların tekrar kilo alma riski vardır. Bu nedenle öncelikle bağırsaklar üzerinde hiçbir işlem yapılmadan mideyi küçültüp zayıflamayı sağlamak, zamanla tüp mide ameliyatı olanların tekrar kilo alması durumunda ince bağırsaklar üzerinde işlem yapılması daha uygundur diye düşünülür.

Mide kelepçesi ameliyatı: Bu yöntemde midenin üst bölümüne şişirilebilir silikon bir kelepçe takılır. Bu kelepçe sayesinde mide birkaç lokmayla dolar ve fazla gıda tüketilmesinin önüne geçilir. Bu kelepçeler cilt altında bırakılan haznelerinden büyütülebilir ya da küçültülebilir. Tüp mide ameliyatında olduğu gibi herhangi büyük bir kesiye ihtiyaç duyulmadan yapılan ameliyattır.

Mide katlama ameliyatı: Bu ameliyat diğer mide yöntemlere göre daha düşük maliyetli bir tüp mide yöntemidir. Ameliyat ön-arka duvarın katlaması ya da ön duvarın katlanması şeklinde gerçekleşir, mideye yabancı bir cisim yerleştirilmez. Bu yöntemde midenin kesilme hattından sızıntı, yırtılma ya da kaçak riskinin ortadan kalkacağı umuluyordu. Ancak yöntem uygulandıkça ameliyattan sonraki ilk günlerde aşırı bulantı ve kusmamalar, az da olsa dikişlerde yırtılmaya bağlı kaçaklar meydana geldikçe düşük maliyetine rağmen daha az tercih edilmeye başlandı. Son olarak da tüp mide ameliyatlarına göre daha düşük kilo verimi olmasıyla yapan birkaç merkez dışında neredeyse tamamen vazgeçildi.

Tüp Mide Ameliyatı Kimlere Yapılır

Tüp mide ameliyatı, çoğunlukla ileri derecede obezite sorunu yaşayan ve spor, diyet gibi yöntemlerle kalıcı kilo veremeyen kişilere uygulanır. Obezite derecesinin hesaplanmasında en sık kilonun boya oranlanmasıyla elde edilen ”vücut kitle indeksi” denen rakam kullanılır. Örneğin 160 kilogram ağırlığında ve 2 metre boyundaki bir kişinin VKİ hesaplaması:

  • Buyunun karesi 2×2=4
  • Kilosu/boyunun karesi 160/4=40

şeklinde belirlenir.

VKİ’nin yaşa göre değişim göstermesi normaldir. 19-25 aralığı normal aralık olarak değerlendirilir. 252in üzerindekiler kilolu, 302un üzerindekiler birinci derece obez, 35’in üzeri ikinci derece obez, 40’ın üzerindekiler üçüncü derece obezite hastası kabul edilir. VKİ’si 35 ve üzeri olanlarda yandaş hastalıkları mevcutsa, 40 ve üzeri vücut kitle indeksi olanlarda ise yandaş hastalık olmasa bile cerrahi müdahaleye uygun hasta olarak değerlendirilirler. Çok kas kütlesi olan kişilerde tek başına vücut kitle indeksi yanıltıcı olabilir. VKİ’si 30-35 arası olan ve ve yandaş obezite hastalığı olanlarda ise durum tartışmalıdır. Bununla ilgili otoriter derneklerden biri olan “Amerikan Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Derneği”  VKİ’si 30-35 aralığındaki hastalarda, her hasta için deneyimli cerrahlar tarafından özel değerlendirmede bulunulmasını önermekte.

Tüp mide ameliyatı kimlere yapılır sorusu yaş açısından değerlendirildiğinde; tüp mide ameliyatı için uygun olan yaş aralığı 13-65 yaş aralığıdır. Ancak kondisyonu uygun olan 70 yaşın üzerindeki hastalara da tüp mide ameliyatı yapıldığı bilinmektedir. Çocuklarda ise 13 yaşından küçük olmamak şartıyla obezite cerrahisinde deneyimli kliniklerin tüp mide ameliyatı yapmasına onay verilmektedir.

Psikiyatrik hastalıklarda ise psikiyatristin onayının olması şartıyla hastalığı kontrol altındaki kişilere tüp mide ameliyatı uygulanabilmektedir.

Tüp Mide Ameliyatı Riskleri

Tüp mide ameliyatı olmak isteyenlerin en çok endişelendiği konu tüp mide ameliyatı riskleri hakkındadır. 2007 yılına kadar tüp mide ameliyatı sonrası komplikasyon oluşma oranı yaklaşık %2-5 aralığında, ölüm oranı ise yaklaşık binde 2 olarak bildirilmekteydi. Günümüzde ise gelişmiş merkezlerde yapılan tüp mide ameliyatlarında bu oranlar binde 1’in altındadır. Obezite cerrahisi konusunda cerrahların artan deneyimi ve gelişen teknoloji sayesinde tüp mide ameliyatı riskleri azalmış ve bu ameliyatlar daha güvenli hale gelmiştir.

Komplikasyonların başında sızıntı veya diğer adıyla kaçak gelmektedir. Midede en zayıf nokta kesilen hattın üst kısmıdır. Bu bölümdeki zımba hattında meydana gelebilecek en küçük bir açılmada bile karın içerisinde tehlikeli bir enfeksiyon oluşabilir. Bu enfeksiyon haftalar süren tedavi ile giderilebilir. Uygun tedavi teknikleriyle tekrar ameliyata ihtiyaç duyulmaksızın daha kısa sürede tedavi edilebilir. Ayrıca ameliyatın deneyimli bir ekip tarafından uygun bir hastanede yapılması sızıntı riskini en aza indirir ve olması durumunda da etkili bir tedavi imkanını ve düzelme şansını büyük ölçüde arttırır.

Emboli, bütün ameliyatlarda olduğu gibi obezite cerrahisinde de görülebilen ve çok konuşulan, büyük olduğunda hayati tehlike oluşturan tüp mide ameliyatı riskleri arasındadır. Burada önemli olan emboli oluşumunu en aza indirecek tedbirlerin alınmasıdır. Bu tedbirlerin başında; ameliyat esnasında bacakların çevresine sarılan ve aralıklı hava kompresyonuyla kan dolaşımına destek olan cihazın kullanılması, kan sulandırıcı ilaçların kullanılması emboli riskini en aza indirir. Yine ameliyattan sonra hastanın erken yürütülmesi emboli riskini azaltan tedbirlerdendir.

Tüp mide ameliyatı riskleri arasında olan kanama, nadiren de olsa karşılaşılabilen durumlardandır. Bu durumda bazen kan vermek gerekse de genellikle kendiliğinden durur. Çoğu zaman hayati risk oluşturmamakla birlikte, nadiren hasta tekrar ameliyata alınabilir.

Ameliyat sonrası bahsettiğimiz bu ciddi komplikasyonların oluşmaması, oluşursa da uygun şekilde tedavi edilebilmesi için uygun bir hastanede ve tecrübeli bir ekip tarafından obezite cerrahisinin yapılması çok önemlidir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası

Konusunda uzman, tecrübeli bir cerrah tarafından uygulanması gereken tüp mide ameliyatı sonrası hastanın durumuna göre birkaç gün hastanede kalınmasını gerektirir. Hastaneden çıktıktan sonraki birkaç gün hasta dinlenmeli ve ağır iş yapmamalıdır. Sonrasında ise hasta sosyal hayatına ve iş hayatına devam edebilir. Tüp mide ameliyatı sonrasında hastanın iştahında çok ciddi bir azalma olur. Ameliyat sonrası beslenmeye sıvı ile başlanıp, daha sonra püre ile beslenmeye geçen hastalar 8. haftada katı gıda tüketmeye başlamaktadır. Tüp mide ameliyatı sonrası hastalar planlı beslenmeyle 6 ayda etkili şekilde kilo verir. İleriki zamanlarda da tüp mide ameliyatı sonrası beslenme yine diyetisyenlerle birlikte programlanır. Ameliyattan sonra eski beslenme alışkanlığına dönen hastalarda midede yeniden genişleme olmaksızın yeniden kilo almaları mümkündür. Bu yeniden kilo alımı diyet ile kontrol altına alınamazsa tekrarda tüp mide operasyonu veya gıda emilimini de azaltan “bypass” türü revizyon ameliyatı uygulanabilir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme

Tüp mide operasyonu sonrası erken dönemde beslenme kıvamlı ve berrak sıvılarla başlar. Tüp mide ameliyatı sonrasında besin alımının başladığından itibaren açık sıvıdan koyu sıvıya geçiş sağlanır. Bu süreç ilk iki haftayı kapsar. Daha sonraki 3. ve 4. haftayı kapsayan dönemde püre ve yumuşak katı dönemi şeklinde davam edilir. Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme ilk bir ayda normal beslenmeye geçiş süreci olarak düzenlenir.

Tüp mide ameliyatı sonrası beslenmede en çok tüketilmesi istenen grup protein kaynaklarıdır. Bundan dolayı sıvı dönemde protein kaynaklarının tüketimine önem verilir. Hastaya ilk önce su ve %100 elma suyu verilir. Daha sonra şekersiz açık çay, tavuk/et suyu ile devam edilir. Hastaneden çıktıktan sonra evdeki ilk 7 günde hastanedekiyle aynı berraklıkta sıvı tüketimine devam edilmelidir. Evdeki bu ilk günlerde ek olarak laktozsuz veya light süt, yeşil yoğurt suyu, light ayran, sulandırılmış yarım yağlı ayran ilave edilebilir. Evdeki beşinci günden sonra salçasız süzülmüş çorbalar, %100 meyve suları, un, şekersiz komposto ve bakliyata başlanabilir. Tüp mide ameliyatı sonrası sıvı dönemde 2. haftada kıvamlı sıvıların tüketilmesine başlanabilir. İlk haftadan sonra süt ürünleri sulandırılmadan da tüketilebilir. Tüp mide ameliyatından sonra protein ihtiyacının karşılanması için protein tozu kullanılmalıdır. Bu dönemde, yumuşak peynir, rafadan yumurta, omlet, çılbır benzeri yumuşak katı denemeleri hastaların tolere edebilme edebilme durumlarına göre değerlendirilir. Tavuk parçaları ve katı et içermeyen çorbalar (10. günden sonra terbiye edilebilir) blenderize edilmek şartıyla tercih edilebilir.

Tüp mide ameliyatı sonrası 3. ve 4.haftaları kapsayan dönem püre dönemi olarak adlandırılır. Püre döneminde az yağlı blenderize gıdalara başlanabilir. Tavuk ve et suları ile zenginleştirilmiş sebze püreleri ile beslenilmeli, protein tozuna devam edilmelidir. Ayrıca tavuk ve et parçaları blenderize edilmemelidir. Et ürünlerinden sadece 3. haftadan itibaren yumuşak şekilde olan balık eti tüketilebilir.

Obezite cerrahisinden sonraki erken dönemde tüketilmesi önerilmeyen besinler, sindirimi zor olan besinler ve iyileşmeyi olumsuz etkileyen besinler olarak iki gruba ayrılır. Kafeinli kahveler, türk kahvesi, gazlı-asitli içecekler, yağlı yiyecekler, yağ, şekerli yiyecekler, sofra şekeri, baharatlar, acı sos ve sindirimi zor olan katı besinler olarak da tavuk, et, çiğ sebzeler ve kuru baklagiller tüketilmemelidir.Obezite cerrahisi sonrası tat duyusunda meydana gelen değişimler yemek tarifleriyle kontrol altına alınabilmektedir. Diyetisyeninizle iş birliği içinde hareket etmeniz bu noktada oldukça önemlidir.

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Hastanın Hayatı Nasıl Değişir

Tüp mide ameliyatında mide hacminin küçültülmesi amaçlanır. Bu sayede tokluk hissi oluşur ve alınan gıda miktarı önemli oranda azalır. Tüp mide ameliyatı sonrasında gıda tüketimi yaklaşık dörtte birine düşmektedir. Ameliyattan sonra beslenme şekline dikkat edilmediğinde mide tekrar genişlemese de kilo alımı olabilmektedir. Bu durumun oluşmaması için hastanın ameliyattan sonra profesyonel bir ekip tarafından takip edilmesi gerekir. Amaca ulaşılabilmesi için başarılı bir ameliyat kadar, tüp mide ameliyatı sonrası uygun ve düzenli bir takip gereklidir.

Tüp Mide Ameliyatı Olanlar

Tüp mide ameliyatı ile ilgili çok merak edilen bir başka konu da tüp mide ameliyatı olanların yorumları yer alır. Tüp mide ameliyatı olanlar hangi zorluklarla kaşılaştı, tüp mide sonrası hayatlarında ne gibi değişiklikler oldu ve neler yaşadılar bu ameliyatı olan hastaların kendilerinden duyulmak isteniyor. Prof. Dr. Koray Tekin tarafından tüp mide ameliyatları gerçekleştirilen iki hastanın tüp mide yorumları:

  • Opera sanatçısı Deniz Yetim de yıllarca obezite problemi yaşadıktan sonra tüp mide ameliyatı olanlar arasında. Yaptığı araştırmalar sonucunda Prof. Dr. Koray Tekin’e ulaşan Yetim, kendisine güven duyduğunu ve ameliyat olma kararı aldığını söylüyor. Ameliyattan sonra nefes alış verişlerinin değiştiğini, yaşama sevincinin yeniden geldiğini ve çok daha mutlu hissettiğini söyleyen Yetim Koray Tekin ve ekibini artık aileden biri olarak gördüğünü belirtiyor.
  • Öğretmen Çağla Tuna da tesadüf eseri internetten numarasını bulduğu Prof. Dr. Koray Tekin’i arayarak 2012 yılında tüp mide ameliyatı olmaya karar verdi. Ameliyattan önce 160 kilo olduğunu söyleyen Çağla hoca geçen 5 senelik zamanda 80 kilosundan kurtulduğunu ve Koray Tekin’e teşekkürü borç bildiğini söylüyor. Çağla Tuna keşke daha önce Prof. Dr. Koray Tekin ile tanışsaydım diyor ve geçirdiği operasyondan hiç pişmanlık duymadığını söylüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir